Kamu maliyesi disiplini, bütçe açığı yönetimi ve vergi politikasının enflasyon ile ekonomik istikrar üzerindeki makroekonomik etkilerinin derinlemesine incelemesi.
Maliye politikası, hükümetin vergilendirme ve kamu harcamaları aracılığıyla toplam talebi yönetme sürecini tanımlar. Enflasyonla mücadelede para politikasının tamamlayıcısı olarak mali sıkılaştırma, enflasyonist baskıları azaltmada kritik bir rol üstlenmektedir.
Türkiye'de merkezi yönetim bütçesi, genel yönetim açığı ve kamu iktisadi teşebbüslerinin operasyonel dengesi, mali sürdürülebilirliğin üç temel bileşenini oluşturmaktadır. 2024 Orta Vadeli Programı (OVP), GSYH'ye oran olarak bütçe açığını %3,1'e düşürmeyi hedeflemektedir.
Enflasyonist ortamlarda kamu harcamalarındaki artışın talep baskısını güçlendireceği bilinmekle birlikte sosyal koruma harcamaları ile yatırım harcamaları arasındaki denge, politika yapımında en tartışmalı alan olmaya devam etmektedir.
2023 gerçekleşmesi (OVP hedefinin 2.1pp üzerinde)
Vergi gelirlerindeki nominal artış enflasyonun gerisinde
Maastricht ölçütlerinin altında ancak faiz yükü artıyor
Dolaylı vergilerin enflasyona katkısı ve gelir vergisi dilimlerinin reel değer erozyonu sorunları.
Türkiye vergi gelirlerinin yaklaşık %68'ini dolaylı vergilerden (KDV ve ÖTV) elde etmektedir. Bu yapı, enflasyon dönemlerinde vergi gelirlerinin nominal değerini artırırken maliyet baskısı yoluyla enflasyonu besleyen döngüsel bir etki yaratmaktadır.
2024 KDV Artışı: Temel KDV oranı %18'den %20'ye yükseltilmiş; bu adım kısa vadede yaklaşık 2,5pp ek enflasyona neden olmuştur.
Enflasyon, nominal geliri artırarak bireyleri daha yüksek vergi dilimlerine itmekte (sürüngen bracketleşme) ve reel vergi yükünü fiilen artırmaktadır. Türkiye, 2024 yılında gelir vergisi dilimlerini enflasyona kısmen endeksleyen bir güncelleme uygulamış; ancak düzeltme enflasyonun gerisinde kalmıştır.
Reel Yük Etkisi: 2023 sonunda ortalama ücretli çalışanın efektif vergi oranı %24,3'ten %27,1'e yükselmiştir.
2024-2026 Orta Vadeli Program (OVP), mali konsolidasyonu ana politika ekseni olarak benimsemiştir. Bütçe açığının kademeli olarak azaltılması, hem enflasyonla mücadeleye destek verecek hem de uluslararası yatırımcı güvenini pekiştirecektir.
Yapısal denge perspektifinden bakıldığında, deprem yeniden yapılanma harcamaları ve seçim öncesi sosyal transferlerin yarattığı tek seferlik bütçe yükünün 2025-2026 döneminde kademeli olarak gerileyeceği öngörülmektedir.
Kritik risk, faiz ödemelerinin bütçe içindeki payının %30'un üzerine çıkmasıdır. Bu gelişme, eğitim ve altyapı yatırımları üzerinde ciddi bir dışlama etkisi (crowding-out) oluşturmaktadır.
Detaylı Analize Geç| Gösterge | 2024 | 2025 | 2026 |
|---|---|---|---|
| GSYH Büyümesi | 4.0% | 3.8% | 4.5% |
| Bütçe Açığı/GSYH | 3.1% | 2.5% | 1.9% |
| TÜFE (yıl sonu) | 41.5% | 17.5% | 9.7% |
| Borç/GSYH | 30.8% | 29.4% | 28.2% |
Wexion Değerlendirmesi: OVP hedefleri gerçekleşebilir olmakla birlikte, özellikle 2025 enflasyon hedefinin tutturulabilmesi için hem para politikasının tutarlılığı hem de harcama disiplininin kesintisiz sürdürülmesi zorunludur.